Tatildeyim Ama Yorgunum

Tatil yapıyorum ama dinlenmiyorum.

Görünürde palmiyeler, serin sular, güneşli bir gökyüzü var. Ama içimde hâlâ bir yorgunluk, bir koşturmaca...

Telefon elimde.

Haber bildirimlerini sessize aldım ama elim hâlâ ekrana gidiyor.

İnstagram’da kim nereye gitmiş, kim ne yapmış, kimin hikâyesi benden daha “tatil gibi”...

Gülümseyerek çekilen o karelerin arkasında ben hâlâ işe dönme tarihini düşünüyorum.

O mail cevaplanmalı mıydı?

Whatsapp’ta o mesaj niye hâlâ okunmadı?

Tatile çıkmak yetmiyor artık.

Zihnim kalabalık. Ruhum uykusuz.

Çünkü biz sadece çalışırken değil, “dinlenmeye çalışırken de” tüketiyoruz kendimizi.

Ve ben bunu fark ettiğimde, havuzun kenarındaki o şezlonga gömüldüm.

Ekrana değil, gökyüzüne baktım.

Belki ilk defa gerçekten "orada"ydım.

Düşündüm sonra...

Acaba dinlenmek, hiçbir şey yapmamak mıydı?

Yoksa “bir şey yapmak zorunda olmamak” mı?

Belki de asıl tatil, telefonu sessize almak değil, iç sesi duymakla başlıyordur.

Ve belki de yorgunluğumuz, hiçbir yere gitmemekten değil...

Hiçbir yere “varamamaktan” oluyordur.


Yorumlar