Zamanın Durduğu An🎨 Resim Yapmanın Huzurla Dolu Sessizliği

Resim çizerken zaman başka akar. Ya da belki hiç akmaz. Sadece an kalır, sadece kalem, sadece renkler… Ne düşünce kalır, ne plan, ne de bir “ne olacak?” kaygısı. Çünkü resim yaparken insan, zihnini değil içini kullanır. Ve bu öyle bir his ki, anlatmak zor. Çünkü kalemle değil, duyguyla çizilir.

Bazen oturup ne çizeceğini bilmeden başlarsın. Önünde boş bir sayfa vardır, biraz tedirgin edici, biraz da özgürleştirici. Elin kendiliğinden hareket eder. Çizgiler başlar, bazen kararsız, bazen cesur… Ama bir şekilde akar. Bir bakarsın, içindeki bir duygu, o çizginin ucunda belirmiş. Oysa daha demin adını bile koyamıyordun o hisse. Şimdi ise orada; şekil olmuş, gölge olmuş, bir renk olmuş.

İşte bu yüzden resim yapmak sadece görselle uğraşmak değil, iç dünyanı dışa taşımaktır. Kimi zaman bir anıyı anlatırsın hiç fark etmeden. Kimi zaman bir özlemi dökersin, bir pişmanlığı ya da bir umudu. Bazen ise hiçbir şey anlatmazsın; çünkü anlatmaya gerek kalmaz. O an sadece çizmişsindir. Ve bu bile yeterince iyileştiricidir.

Resimle uğraşırken zamanın nasıl geçtiğini anlamamak, en güzel kaybolma biçimidir belki de. Saatler geçer, sen hâlâ bir detayla uğraşıyor olursun. Telefonun çalmadığını fark edersin, ya da yemek saatini kaçırdığını. Ama umursamazsın. Çünkü o anda, başka hiçbir yerde olmayı istemezsin. Zihin sustuğunda ruh konuşmaya başlar. Ve çizdiklerin, kendine söylediğin en sessiz ama en dürüst cümleler olur.

Bazen resim yaparken ağladığını fark edersin. Bazen güldüğünü. Ama hep kendine yaklaştığını... çünkü çizdikçe çözüldüğünü fark edersin. Düşünmeden yaptığın o çizgiler aslında kalbinin konuşmasıdır. Fırça, bir nevi iç sesinin ucudur.

Ve belki de en güzeli şudur: Resim seni güzel olmak zorunda bırakmaz. Başarılı olmak, doğru yapmak gibi bir kaygısı yoktur. Hiç kimseye göstermek zorunda da değilsindir. O sadece sana aittir. Senindir.

O yüzden de en çok kendini bulduğun yerlerden biri olur zamanla.

Bir gün içinde her şey fazlalaştığında, kelimeler yetmediğinde, düşünceler çok sesli olduğunda… bir kalem al. Ne çizeceğini bilmeden. Sadece çiz. Çünkü bazen bir çizgi, bir kelimeden daha çok şey anlatır. Ve bazen bir gölge, ruhunun dinlendiği tek yer olabilir.

Yorumlar