Bazı insanlar girdiği her ortamda ışık saçar.
Güçlüdür, karizmatiktir, kontrol ondadır.
Biriyle göz göze gelmesi bile yetebilir…
O gücü hissettirmeye.
Ve işte Kral...👑
Hikâyemizin baş kahramanı, Kenan.
Yakışıklı, etkileyici, göz dolduran...
Ama içi bomboş bir saray gibi.
Işıl ışıl ama soğuk, gösterişli ama yalnız.
Gülseren Budayıcıoğlu’nun Kral Kaybederse adlı kitabı,
güçle beslenen bir adamın kırılgan çocukluğuna uzanıyor.
Sanıyoruz ki bazı insanlar duyguları ezip geçebilecek kadar güçlüdür.
Oysa gerçek şu ki;
en çok hasar alanlar,
duygularını en ustaca gizleyenlerdir.
Kenan, hayatı boyunca kendisini sevilmeye değer kılmak için bir savaş vermiş.
Kadınları elde ettikçe değerli hissetmiş,
kontrol ettikçe güvende zannetmiş.
Ama içindeki küçük çocuk…
bir türlü sarılmamış,
bir türlü sevilmemiş.
Kitap yalnızca bir adamın hikâyesi değil.
Toplumun erkeklere biçtiği rollerin altında ezilen tüm ruhların
sessiz çığlığı gibi…
“Kral kaybederse ne olur?”
sorusu, aslında hepimize sorulmuş bir soru.
Sevgiyle büyümeyen herkes biraz eksik kalır.
Ve bu eksiklik, yıllar sonra kendini güçle, hırsla, kontrolle kapatmaya çalışır.
Ama sevgi eksikse…
hiçbir şey tam değildir.
Gülseren Budayıcıoğlu, bu kitapta okuyucunun kalbine ustalıkla dokunuyor.
Her satır bir yüzleşme,
her karakter bir ayna.
Bazen Kenan’ı seversin,
bazen ona öfkelenirsin.
Ama en sonunda…
anlarsın:
Asıl kral içimizdeki yaralı çocukmuş.
Sesli olarak dinlemek isterseniz 👇

Yorumlar
Yorum Gönder