İnsan bazen tok ama aç olur. Karnı doyar ama ruhu hâlâ kıvranır.
Buzdolabı doludur ama eksik bir şey vardır. O eksik şey, çoğu zaman bir yemek değil, bir duygudur.
Bir sarılma, bir bakış, bir "anlaşıldım" hissi…
İşte buna duygusal açlık denir. Ve çoğumuz bununla yaşarız, farkında bile olmadan.
Küçükken bir çocuğa yeterince “görüldüğünü” hissettirmezsen, büyüdüğünde ne kadar alkış alırsa alsın, içinde hep bir eksik kalır.
Sevgiyle değil sessizlikle büyüyen biri, sonra sessizliğe alışır ama içinde sürekli bağıran bir boşluk olur.
Ve bu boşluk bazen yemekle, bazen alışverişle, bazen anlamsız ilişkilerle, bazen de sessiz gözyaşlarıyla doldurulmaya çalışılır.
Ama gerçek şu:
Duygusal açlık fiziksel açlıktan daha sessizdir ama çok daha derin iz bırakır.
Kimse anlamaz. Çünkü dıştan güçlü görünürsün.
Ama içten içe hep bir şey istersin:
Duyulmak. Seçilmek. Güvende olmak. Anlaşılmak.
Kimi insanlar vardır, bir cümlesiyle seni doyurur.
“Ben buradayım” der.
“Seni görüyorum.”
Ve bir anda o yıllardır boş kalmış yerin bir parça dolmaya başlar.
Ama ne yazık ki, bu kadar basit gibi görünen duygular, en az konuşulanlardır.
Çünkü çoğu insan önce kendine bile itiraf edemez duygusal açlığını.
“Ben sevilmek istiyorum” demek zayıflık gibi gelir.
Oysa bu en insani ihtiyaçtır.
Yorgun bir akşam, tokken bile yemek yeme isteği...
Kapatılıp açılan uygulamalar, ilgisiz mesajlara verilen hızlı yanıtlar...
Belki de aradığın bir cevap değil, bir temastır.
Bir göz teması, bir sarılma, biriyle sessizce aynı odada oturmak.
Bazen kendimize bile yetemeyiz çünkü içimizde bir çocuk hâlâ bekliyordur.
Bir el, bir söz, bir sıcaklık...
Ama şunu bil:
Duygusal açlık utanılacak bir şey değil.
İnsansın. Hissetmek, bağ kurmak, sevilmek istemek senin doğanda var.
Ve bu açlık, bastırıldıkça daha da büyür.
O yüzden bir gün bir şeylerin “yetmediğini” hissedersen, kendine şu soruyu sor:
“Şu an neye gerçekten ihtiyacım var?”
Bir kutu çikolataya mı, yoksa birinin “sen değerlisin” demesine mi?
Bir yeni alışverişe mi, yoksa birinin gözünün içine bakarak “iyi ki varsın” demesine mi?
Çünkü çoğu zaman acıktığımız şey bir yemek değil, bir his olur.
Ve o his gelmediğinde, ne yersek yiyelim doymayız.
Ama bir kelime, bir dokunuş, bir anlayış…
Bazen tek lokmada doyarız.
Sesli olarak dinlemek isterseniz 👇 🌿

Yorumlar
Yorum Gönder