Zamanla Değişen Ben

Kendime bazen dönüp uzaktan bakıyorum.

Yıllar önceki hâlimi hatırlamaya çalışıyorum. Ne kadar çok şey değişmiş…

Saçlarımda birkaç tel beyaz, kalbimde birkaç kırık, gözlerimde ise çok daha fazla anlam var artık.

Eskiden acelem vardı. Hep bir yerlere yetişmeye, bir şeyleri ispat etmeye… Kendimi kanıtlamaya çalışırdım herkese, en çok da kendime. Bir şeyleri kaçırmaktan korkardım; hayatı, zamanı, insanları… Oysa şimdi anlıyorum, esas kaçırdığım şey “kendimmiş”.

Zamanla yavaşladım.

Yürüdüğüm yollar daha dingin, aldığım nefes daha derin artık.

Artık her şeyin hemen olmasına gerek yok. Her şeyin herkes tarafından anlaşılmasına da…

Büyümek böyle bir şeymiş: Daha az konuşmak, daha çok hissetmek.

Kimi zaman kırıldım, kimi zaman yoruldum… Ama en çok da öğrendim.

İnsanlarla birlikte kendimi de tanıdım.

Artık neye evet, neye hayır diyeceğimi daha iyi biliyorum.

Bazı insanlardan, bazı düşüncelerden, bazı alışkanlıklardan sessizce uzaklaştım.

Ve bu sefer kendimden uzaklaşmadan...

Hayatın her dönemi başka bir “ben” doğuruyor sanki.

Bir zamanlar ağladığım şeylere şimdi gülümsüyorum.

Bir zamanlar hiç cesaret edemediğim adımları bugün sakinlikle atabiliyorum.

Zaman, beni dönüştürmedi sadece… Aynı zamanda olgunlaştırdı, derinleştirdi.

Eskiden kendime çok sert davranırdım.

Artık daha şefkatliyim.

Hatalarımla, eksiklerimle, kırgınlıklarımla barıştım.

Çünkü şunu anladım: “Kendin olmanın güzelliği, başkasına benzemeye çalışmaktan çok daha değerli.”

Zamanla değişen ben, aslında her geçen gün biraz daha kendim oldum.

Ve belki de bu yolculuğun en güzel yanı, hâlâ değişmeye açık olmam…

Sesli olarak dinlemek isterseniz 👇 

Yorumlar