⏰ Meşgul Olmak Yetmez | Gerçekten Orada Mıyız?

“Çok meşgulüm” diyor herkes.

Her mesajın sonunda, her iptal edilen planda, her yüz yüze gelemeyişin bahanesinde…

Ama merak ediyorum: Gerçekten bu kadar meşgul müyüz, yoksa sadece dolu muyuz?

Günlerimiz dolu, ajandalar kabarık, yapılacaklar listesi bitmiyor.

Ama o doluluğun içinde anlam var mı?

Bir kahve içmek bile “programa dahil” artık.

Arkadaşlarımızla plan yapmak, eşimizle oturup konuşmak, çocuklarla oynarken bile bir yandan aklımız başka yerde…

Ve sanki her şey aynı anda olmalı.

Hem dinlenmeli, hem üretmeli, hem paylaşmalı, hem görünmeli.

Ama en çok da “yetmeli.”

Birilerine, bir role, bir beklentiye…

Eskiden insanlar bir sohbetin içinde gerçekten olurdu.

Bir çayın altı kısılır, pencere önünde dünya konuşulurdu.

Şimdi ise herkes konuşuyor ama kimse duymuyor gibi.

Telefon ekranı, aklımızın önüne geçmiş.

Kelimeler sarf ediliyor ama ruh geçmiyor.

Biri bir şey anlattığında gözlerinin içine değil, telefonuna bakıyorsan… orada mısın gerçekten?

Bence en büyük yorgunluk, fiziksel olan değil.

En yorucusu, aynı anda birden fazla yerde olmaya çalışmak.

İş yerinde bir şey düşünmek, evde işin peşinden koşmak…

Arkadaşla buluşup zihnen başka bir yerde kalmak.

Ve zamanla, gittiğimiz hiçbir yerde tam anlamıyla var olamamak.

Meşgul olmak, dolu olmak demek değil.

Ve dolu olmak da anlamlı olmak demek değil.

İçimiz boşsa, yaptığımız her şey dışarıdan büyük gözükse bile içeriye ses vermez.

Belki de asıl ihtiyaç şu:

Kendimize soralım:

“Şu an burada mıyım?”

“Karşımdaki insanı duyuyor muyum?”

“Yaptığım işi gerçekten hissediyor muyum?”

Cevap çoğu zaman “hayır” olacak, biliyorum.

Ama o farkındalık bile iyileştirici.

Hayatın temposu hızlı olabilir.

Ama biz her şeyle aynı anda koşmak zorunda değiliz.

Bazen durmak gerek.

Sadece durup “şu anda buradayım” diyebilmek…

En sade ama en güçlü eylem olabilir.

Çünkü bazen var olmak, yapmaktan daha kıymetlidir.

Sesli olarak dinlemek isterseniz 👇 🌿 

Yorumlar